15 Şubat 2016 Pazartesi

MELANKOMİK NOTLAR - 26

% 72 sol beyin çıktım. Bu puanla politbüroya bile girermişim yani, o derece radikal. Ama o kalan % 28 de gayet işlevselmiş. Hasılı tuhaf bi terkipmişim işte. İyi bari.

Ne varsa gidemiyorum bir türlü şu Hatay’a. Birkaç yıl önce uçak biletini yakmıştım, şimdi de sisten uçuş iptal oldu. Fotoğrafçıların ikinci kutsal mekanı olan (ilki Mardin) bu şehre gitmeyeyim diye uğraşıyor evren, vardır illa bi bildiği.

Bu evren bi değişik zaten. Gayet tuhaf oyunlar oynuyor benimle son zamanlar…oyunsa iyidir :)

Oyun demişken, yaratıcı dramada da bişiler oynayıp duruyoz, eğlenceli olmasına gayet eğlenceli de…beynim de gelişiyordur arada inşallah! Gelişince ne olacaksa artık :p

Sergiyi açtık nihayet. Her bakımdan tatmin ediciydi her şey, çok şükür, eleştiriler de oldukça olumluydu. Bitişi bir yandan bir rahatlama hissi üretirken öte yandan üzüyordu ama ekip boşa çıkarttı bu ikinci hissi, 2. proje isteklerini yüksek sesle beyan ettiler, “hayır” demek gelmedi içimden :) Hiç dağılmadan aynen devam… Hayırlısı bakalım. Yalnız hala konu bulamadık, o fena!
Benim şu hayatta yaptığım en akıllıca iş…olmaya güçlü bir adaydır fotoğrafa bulaşmış olmam, net.

Bu insanlar…belli etmeseler de nasıl da fena halde, nasıl da bir ağızdan kedicik…
Pek çok bıçaktan kaçmayı başarabilseler bile egolarının bıçağından sakınamıyorlar kendilerini. Ve, bazısının içeri bazısınınsa dışarı doğru fırlattığı çığlıklar cümle huzur talebini sonuçsuz bırakıyor.

Saç ektirmem için ciddi baskı var! İşin tuhafı giderek aklıma yatmaya başladı, araştırmaya bile başladım. Bozar mı  ki beni acep böyle bir operasyon? Zor işler!

Sherlock Holmes izlemeye başladım, ilk bölüm hayal kırıklığı. Sen adamı silah tehdidi altında iki haptan birini içmeye zorla, sonra da “kendi istekleriyle içtiler çünkü ben çok zekiyim” diye hava at. Hadi leyyn!
Gözüm; iddiayı yükseltip finale dair beklentiyi arttırmak kolay da...finalde de altında kalmamak lazım o iddianın! Marifet düğümlemekte değil yani çözmekte. Saw 1 ve 2, Seven, The Devil’s Advocate gibi istisnalar deli gibi yükselttikleri beklentiyi muazzam bir finalle karşılıyor ama dediğim gibi istisna bunlar, genelde finaller iddianın altında eziliyor. The Usual Suspects de bu istisnalardan sayılır genelde ama bence değil.

Yan flüt öğrenesim var. Yakınlarda bi kurs bulursam olur bu iş. Du bakalım.

Suzi geçen gece delirtti beni. Ben uyumaya çalışırken üstümde zıplayıp durdu, olmadı halının üstünde fırt fırt bişiler etti, koşturdu falan ki hiç yapmazdı böyle. O kadar ki “deprem olacak herhalde” dedim, hayvan değişti çünkü. Zor şartlar altında da olsa uyudum, ta ki o büyük bir gürültüyle gece lambasını yere çalıp kırana kadar! Eşyalara zarar vermek de hiç ona göre değil… Zıplayıp kalktım, gün ışıdığında hala uyanıktım. Deprem falan da olmadı. Neydi ya ulan bu?

Sözlerimin yanlış anlaşılması anksiyete gibi bir şeylere sebep oluyor bende, içim sıkışıyor resmen. Anlaşılmaksa muhteşem! Bunların ikisini de 1 saat arayla yaşadım da geçen akşam, oradan geldi aklıma :)

Lan ne biçim oldu bu yazı?! Çok somut, gurbetçi mektubu gibi. Hiç tarzım değil!
Neyse, bu da böyle olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

ÇOK GÜZELSİN GİTME DUR NOKTASI

Şahsi tarihimizin tekerrür ede ede gözümüze sokmaya çalıştığı toplamda sadece tek bir şey vardır belki de: O aslında öyle değil. Taz...