17 Şubat 2016 Çarşamba

APTALLIK

Aptallığa ihtiyacım iki türlü.

İlki anlamakla ilgili. Bir şeyi "ben zaten biliyorum" havasında dinlersen kuvvetle muhtemel yanlış anlarsın. İçindeki ön yargı kalkanları inik olarak dinlemelisin, aptal gibi yani. Aptal gibi dinlemeli, yavaş anlamalısın. Yoksa mevzunun içine layıkıyla giremezsin, her türden sürat, indirgenmişliğin ifadesi.

İkincisi de insan olmakla ilgili. Artık aptallık yapmamak, hiç kül yutmamak, artık kandırılamamak... artık inanmamak... kalbin çürüdüğünün ispatı.  Ancak kalbi tamamen çürümüşler hiç kandırılamaz. Her türden kötü art niyeti ezberlemişlerdir, daha kendilerine ulaşmadan sezerler o kötü niyeti, çünkü kendileri de o kadar kötü düşünebilmektedir. Kötülük yapmamak kötü olmamaya yetmez. Bu kül yutmaz hale de "tecrübe" diye isim takarlar. Kalbin çürümesinden başka nedir ki tecrübe... tecrübe, masumiyetin katilidir.
Hiç kimseye, kendisini kalıcı olarak değiştirebilme payesini vermemeli insan, akıllanmamalı. Neyini götürürse götürsün aptallığını götürmesine izin vermemeli. Aptallık giderse, heves ve direnç de peşinden gider...gitmesin.

Hasılı...hem beyne hem kalbe lazım bişidir aptallık. Allah kimseyi aptallıktan ayırmasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

ÇOK GÜZELSİN GİTME DUR NOKTASI

Şahsi tarihimizin tekerrür ede ede gözümüze sokmaya çalıştığı toplamda sadece tek bir şey vardır belki de: O aslında öyle değil. Taz...