8 Şubat 2013 Cuma

ARAF

Bu kısa hikaye, kavramları anlamaktan azat edilip anlamları kavramaya yazgılanmış bedbaht ruhların kısa hikayesidir:


Hayatı ve dünyayı anlamak için yola çıkan insanlar bir köprünün ortasında durup gökyüzüne baktı. Ne yöne gideceklerini kestirmeye çalışıyorlardı. Yönden anladıkları da iki taneydi, "ileri mi, yoksa geri mi?"

Hayatı ve insanları anlamanın yolcuları gökyüzüne baktıklarında bir köprünün tam da tam ortasında durmuşlardı. Gökyüzü onlara bir cevap vermiyordu, onlar da durdukça duruyordu. Bulutlar her zamanki gibi, gökyüzü her zamanki gibiydi. Onlarsa mükemmel bir hamle hayalindeydiler.

Anlamanın yolcuları gökyüzünün tam altında ve köprünün tam ortasında altlarındaki köprü gibi ve hatta köprü kadar durdular. Köprü kadar durağandılar ama "onun gibi sakin" değildiler. Gökyüzü ise onlar yokmuş gibi yapıyordu.

Hayatı ve her şeyi anlamanın yolcuları umudu elden bıraktı. Zaten kaç zamandır yaşamaktan anladıkları öylece durmaktı.

Öne Çıkan Yayın

ÇOK GÜZELSİN GİTME DUR NOKTASI

Şahsi tarihimizin tekerrür ede ede gözümüze sokmaya çalıştığı toplamda sadece tek bir şey vardır belki de: O aslında öyle değil. Taz...