10 Şubat 2016 Çarşamba

BAHTİYAR

Adı: Bahtiyar.
Ahmet Kaya şarkısı değil, Sultan Makamı karakteri. Nedense geldi işte aklıma. Kerem Atabeyoğlu’nun muazzam bir oyunculukla hayat verdiği oldukça üç boyutlu bir karakterdir.

“Üzüntü denizlerinin canavarı” der bi yerde Eko dalga geçmek için kendisine. “Bahtiyar üzülmek için gene kendisine bir şey bulmuş”tur. Adıyla fena halde ironi içindedir bütün her şeyi.

Hayat, Bahtiyar’ın bir türlü erişemediği bir türden akar hep, etkisizdir. İnsanlar, olaylar, haller, durumlar hep onun istemediği gibidir. Sesi yüksektir, ne isteyip ne istemediğini çok net söyler ama dediğinin tam tersinin olmasına da bir türlü engel olamaz. İşsizdir, daima meteliğe kurşun atar, etkisizliğinin mühim sebepleri bu özelliğinde (özelliksizliğinde) gizlidir.

En öz lisanı şiddettir. Düz adamdır, bir sorunun çözümüne dair aklına ilk gelen şey hep “adamı” dövmektir. Ama sadece erkek olanlarını…kadınlara karşı gösterişsiz, renksiz ama çok belirgin bir şefkati vardır. Böyle kalıplı bir “kazma”nın içine yerleştirilmiş bu şövalye ruh nedense sakil durmaz. Karısı vardır, Işıl, Bahtiyar’ın devasa cüssesine inat minnacık bir kadındır. Bahtiyar’ın karısını dışı sert, içi jel sevme şekli bambaşkadır. O minnacık kadının kendisini diriltme gücüne dair söylediği pek güzel bir replik vardı ama…arayıp bulmak gerek. Arar bulursam eklerim buraya.

Hep “yırtmak”tan bahseder. Bu yırtmaya dair öngördüğü yöntemse “bi seferlik kirlenmek”tir. Bir sefer çalacak, kirlenecek, ondan sonra “beyler gibi, paşalar gibi” tertemiz bir hayat yaşayacaktır. Hayatın bir köşesinde onun için hazırlanmış güpgüzel ve tertemiz yılların olduğuna dair inancı ölmez bir türlü. Bir şey olacaktır ve bütün güzel şeyler o şey olduktan sonra olacaktır  ama nedense olmaz bir türlü o canına yandığımın şeyi. Uzun (çalışmaklı) yolları da düşünür tabi. Denemeler, projeler hep onun işidir. Necati Abi’yle (ki Necati Abi de hakkında uzuuun bir yazı yazılası fevkalade mühim-mümtaz bir şahsiyettir.) giriştiği şu diyalog bu uzun ama garantili yola dair güzel fikir verir:

Bahtiyar: Bir de acil iş bulmam lazım abi. Öyle Palyaço Refik'le falan olacak iş değil bu.
Necati Abi: İyi ya, yarın bakarsın bir şeyler.
Bahtiyar: Öyle yapıcam. gidip bütün dükkanları tek tek dolaşıcam. Tek tek kafamı sokup "adam lazım mı abi?" diyicem... Bu da, zoruma gidiyor be abi!
Necati Abi: Neden? Nerelerine yakıştıramıyorsun? Bak oğlum, ben de senin gibiydim. Bir gün baktım, kendimi ciddiye almaktan kaskatı kesileceğim. Hiç bir şey değilim ama, kıl aldırmıyorum burnumdan. Bedelini ödedik tabi. Nerene zor geliyorsa, kes at oralarını Bahtiyar. Devekuşu çiftliğiymiş, taksi filosuymuş... mazeret bile değil. Yalan bunlar!
Bahtiyar: Necati Abi ben...
Necati Abi: Makul bir sayfa aç oğlum. makul, alçak gönüllü bir sayfa. Önemli olan da bu. Hiçbir vasfın yok, hem de incilerin dökülmesin istiyorsun. O deve kuşları bile güler buna.
Bahtiyar: O kadar mı be Necati Abi?
Necati Abi: Biraz ağır kaçtı ama, o kadar..

Bir türlü açılamaz tabi o makul sayfa, dediği şekilde iş arar gerçekten ama bulamaz…güzelim Bahtiyar pek çok yürek ezikliğiyle döner yine akşam mahalleye…mağlup ve  üzgün. İş ararken bir arzuhalcinin daktilo yazmasına bakarak Bahtiyar’ın tedavülden kaldırılmasına ilişkin kendi kendine söylediklerini de yazasım var ama…arar bulur yazarım onu da inşallah.

Nereden geldi sabah sabah aklıma bu üzüntü denizlerinin canavarı şahsiyet, bilmiyorum. Kendime benzettiğimden hatta onda kendimi bulduğumdan olabilir. Olmayabilir de. Ama çok severim bu karakteri, net. Onu sevmem kendimi sevmemden midir ki acaba? Fikrim dahi yok.

2 yorum:

  1. 'Bu dünyada hiçbir vasfı bulunmayan, kazma, denyo Bahtiyar'ın tedavülden kaldırılmasına oy birliğiyle...' 14. Bölüm, 1:12:40

    6. bölümün 33. dakikasında da Işıl'la bir sahneleri var, 'Sen yokken benim kafam darmadağın.' diye başlıyor Bahtiyar. bahsettiğin replik o mu bilmem ama ben pek bi sevmiştim :)

    ufaklık

    YanıtlaSil

Öne Çıkan Yayın

ÇOK GÜZELSİN GİTME DUR NOKTASI

Şahsi tarihimizin tekerrür ede ede gözümüze sokmaya çalıştığı toplamda sadece tek bir şey vardır belki de: O aslında öyle değil. Taz...