İyi insan olmak kolay olmayabilir belki ama kötü insan
olmamak pek ala da mümkün.
Uyuyan bir kediye ilişmeyin mesela, kuş yuvalarını
dürtmeyin. Canlılığa hürmetiniz olsun, ölüme methiyeler düzmeyin.
Yalan söylemeyin. Ortaya
çıkan ve çıkmayan her yalan insanların içlerinde yaşatıp durduğu pek çok güzel
şeyi öldürebilir, öldürmeyin! Tutmayacağınız sözler vermeyin. Bir insan gözünüzde
varlık sebebiniz değilse ona “seni seviyorum” demeyin, ağızdan ağza dolaşan pis
sakızları çiğnemeyin. Enfeksiyondan uzak durun, kirlenmeyin, kirletmeyin.
Kötü insanın en belirgin özelliği tamahkarlığıdır. İnsanı
kötü yapan da zaten tamahıdır, kötü insanın alamet-i farikası sürekli
istemesidir. Eşya ister, statü ister,
itibar ister, alkış ister… ve ömrü elde kaşık, doymak bilmez egosunu doyurma
telaşıyla geçer...ve ömrü cansız “şeyler”e hürmet peşinde geçer. Sevilmek de ister…ama aşk istemez. Aşk kötünün
karı (götünün karı) değildir çünkü, konu aşk olunca taklit eder, yalan söyler. Aşk istediğini söyler ama aslında istemez, aşkın
sadece bonuslarını ister. İstediğini de cansız, kendisine tabi olarak ister. Zapt
etmek ister, onun olsun ister, mülkiyetine geçirdiği şeyin de “gerçek sahibi” sanır
kendisini. Öyle olmadığını anlayamayacak
kadar canlılığa düşmandır, birlikte akmayı bilmez. İstediğini elde edebilir ama
ne istemesi (ve istememesi) gerektiği bilgisini elde edemez. İsteyip de elde
edemediklerinin içinde yarattığı gerilimse ömrüne törpüdür, ağız tadı olmaz,
huzuru bilmez... Kötü insan koca bir ömrü bir yalanın üzerine kurabilir hatta
yürüyen bir yalan olarak hayatını tüketebilir. Aklı hep eline geçmeyenlerdedir,
bir türlü her şeyi tam olmaz, tatmini hiç tanımayabilir. Bütün ömrü haz peşinde
geçer ama aşklı bir sevişmeyi hiç tatmadan ölebilir çünkü aşkı bilmez. Akmayı bilmeyenler
aşkı bilemez.
Aldatılmanın kapısı tamahkarlıktır, en kolay ve en çok
kandırılanlar da en çok isteyenlerdir, bu yüzden kötü insanların kurşunları
duvarlardan sekip sekip kendilerini yaralar. Her şey aslına rücu eder, kötülük
de sahibine döner. Oldurmaya çalışıp durdukları şeyin olduğunu sandıkları çok
olur ama önünde sonunda bir olmamışlık batağında debelenmeleri mukadderdir.
Bütün bunlar böyledir fakat… bakış açısı farkıyla tam
tersi de doğrudur.
Kötü insan “az”a talip olandır aslında. Yaldızlı, parlak
şeylerin peşindedir ve o parlak-gürültülü şeylerin içlerinin boş olmasını
önemsemez. Bütün dikkati nasıl
göründüğüne dair olduğu için almaşık bir değerler sistemi vardır. 200 liralık
banknotun yüzüne bakmazken madeni elli kuruşu en değerlisi diye cebinde gezdiren küçük çocuk gibidir kötü insan, “gerçek değerli”yi bilmez.
Kötü insan gerçekten öyle olmak ile öyleymiş gibi gözükmek
arasında fark gözetmez.
Gözlerinin gördüğü her renkli şeyin peşinden
gidebilirler. Bu kof-sahte ile yetinebilme becerileri son derece hüzün
vericidir.
Kötü insan aynada kendisini görse çığlık atar, kötü insan
“gerçek”le öpüşemediği için hiç bir zaman gerçekten öpüşemez.
Velhasılı zordur kötü insan olmak. Kötü olmak sadece suç
değil aynı zamanda cezadır çünkü.
Kötü insana en büyük ceza kendisi olmasıdır. Kötü insan
kendisi olmaya hüküm giymiştir, hüküm müebbettir.
e=mc2 ye çarpan olarak zaman(t) eklense neyi hesaplamış oluruz?Bu t negatif değer alırsa nasıl olur?
YanıtlaSilenerjiyi zamanla çarpmak iyi bir fikir değildir, akıllı insan işi değildir de...konumuzla ilgisi nedir?
SilZamanın enerji üzerinde etkisi enteresan olurdu. Çarpan olarak zaman isin içine girdiğinde sadece artı değerde olursa enerjiyi artıran birşey olurdu. Bu geleceğe dair umutlar düzleminde mantikli bir etki. Herkesin yaşamak için bir amaca tutunma ihtiyacı da bence bundan gelir. Umut enerji verir ve yaşama enerjisinin asıl kaynağı bu formülde bizzat zaman carpanidir. Ama zaman eksi değer aldığında enerji katlanarak azalır. Geçmişe takılı kalanların bir adım ileriye gidememesinin temel nedeni de sanırım adım atacak enerjiyi bulamamalaridir:)) bu mantıkla enerjinin hesaplanmasında zamanın manevi etkisi böyle ama maddi boyutunu bilemiyorum. Sonuçta zaman geçtikçe ekmek bayatlar, süt eksir, peynir kuflenir, elma curur, su bile bozulur. Zamanın yaşayanlar üzerindeki en kadim etkisi öldürmektir bence:))) Bu yazıya göre negrofilimsi gelse bile hiç de değil:))) ölmeden önce yapılması gereken en temel şey "yaşamak" bence:) Zamanı kutsallastirmak yerine yerin dibine geçirmek bundan:) Zaman bazen dost ama çoğu zaman düşman:) Haksız miyim suda eriyen balık:)))) hem efervesani eriten su mudur suda geçen zaman midir:)))
Siladını bağışla ey adı unkown kişi, ona göre cevap verecem.
Siltahminim var, ipucu da bırakılmış...ama emin olmam lazım :)))
Silİsme değil manaya odaklan:) boşa geçen saatler cevabı zaten vermiş oldu:) efervesani eriten su mu suda geçen zaman mi:) ikisi de:))) ve ikisi de değil:))) bide efervesanin fitrati öyle:)) suda zamanı geçen 'efervesan' eriyor. Suyun da suçu yok zamanın da ve hatta efervesanin da suçu yok. Konu kapanmıştır:) iyi geceler:)
Silyeni bir ipucu: boşa geçen saatler cevabı zaten vermiş oldu.
Silben bu tavrı tanıyorum, çözdüm, sherlock gibi insanım maşallah.
gelelim soruna....
canı canan dilemiş vermemek olmaz ey dil,
ne niza eyleyelim, ol ne senindir ne benim.
efervesanın eriyerek yok olması, daha doğrusu erimek üzerinden var olmasının sebebi efervesanın kendisi olmasındandır, riyada eli olmamasındandır. efervesanın bir sebebe bağlı bir şekilde erimesi onun efervesanlığına hakarettir, varlığını inkar etmesidir. konunun zamanla da hiç ilgisi yok.
sen sayısal insan değilsin sözelsin, alanın dışında at oynatma gayretine girmişsin ki zekan bile kurtarmaz bu fizik mezbelesinde seni :) o yukarıda enerji çarpı zaman diye yumurtlayan kişilik de sözel bi kişilik, elinizin hamuruyla ellmeyin fiziği :)
zaman eksi olduğunda enerji azalmaz, enerjiyi böyle doğrudan azaltıp arttırabilen şey katsayı olabilir ki katsayılar birimsizdir, konumuz bile değildir.
enerji x zaman diye fiziksel bir büyüklük yok, enerji/zaman diye bir fiziksel büyüklük var ki ona güç diyoruz.
yani gücün zamanla çarpımına enerji diyoruz.
itiraf et süper bir yere geldim, bu güç üzerinden peek çok felsefik laf ebeliği yapılabilir :)
Gücü gücü yetene tabi:))) sen de itiraf et çevrede düzgün cümle kurabilen insan bile o kadar az ki tahmin etmesi hiç zor olmuyor kimin kim olduğunu:)))) ki okuduğumu zaten biliyorsun:) okuduğumu belli etmemem okumadigim anlamına gelmez ki okuduğunu belli edenler de okuyor diyemeyiz:) ortam hayli karışık daha da fazla karıştırmadan iyi geceler diliyorum tekrar:) ve daha sık yaz hazır gelmişken diyip öyle gideyim:)
Silhahaa belagat üzerinden kendimize pay çıkartmışız, helali hoş olsun gözümüz yok, aksini de iddia edemem allah için... ama sen alamet-i farika zengini bi insansın, seni başka "düzgün cümle kurabilen"lerle karıştırmamam için de yeterince delil dökmüşsün, sağol :)
Sil"daha sık yaz" değil de "yaşamaktan yazmaya fırsat bulama işallah!" demeni tercih ederdim :)
ortam da karışık falan değil, moriarty kadar sade ve sakin günlerdeyim :)
iyi ettin de ses verdin, iyi geceler :)
ya şimdi baktım da...ey bana "daha sık yaz" diyen kişi;
Silneden sen taa ne zamandır yazmamışsın?
imam verir talkını kendi yutar salkımı olmasın yani, yahut dinime küfreden müslüman olsun lütfen :)
Belki yaşamaktan yazmaya zaman olmuyordur:))) Belki bizden değildir gerçi :) Biraz daha zaman geçsin yazmaya başlıyorum merak etme biraz yoğunluk var şimdilik. Yazmalıyım diyip sonra unutup gidiyorum bi sürü şeyi:) Ama yazamayacagim milyon tane hadise oldu merak et dur:)))))Veeee bir dizi önerim var. Ba yı la cak sın:)))"Once upon a time" mutlaka izle dişini sık ikinci sezonu filan bi bitir. Şahane bi dizi:) İyi geceler:)
Sil"kendini anlatma enerjisinin kalmayacağı zor günler"i eskisi kadar düşünmez mi oldun, kaygısız mı oldun? Senin kımıldamaya korkan yaprakların bu kaygısızlık rüzgarıyla uçuştu da mı oldu o milyon hadise? Duruma hakimsindir inşallah ne diyim :) Merakım pik ama burnumu kırıp "ne oldu?" diye sormam, anlatırsan dinlerim tabi o ayrı, o her zaman :)
SilBenden de bi öneri: yazmayı düşünüp ertelediklerinin konu başlıklarını not al, unutuyosun sonradan.
Dediğin diziyi izleyecem kesin, narcos'un 2. sezonuna bakınıyom şu sıralar, bitsin hemen seninkine sararım :)
once upon demişken...once upon a time in america'yı kesin izlemişsindir di mi? İzlemediysen olmaz bişidir yani o, eksik kalma sakın! once upon a time in the west var bi de ama sıkıcı o, ağır çekim vestern, izlemesen de olur :) iyi geceler :)
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil