17 Ağustos 2016 Çarşamba

HASTA HAYVANLARI SEVMİYORUM

“Seni insan gibi değil de imkan gibi görene sırtını dön, o zaman görürsün gerçek yüzünü.” Diye buyurmuş Bukowski.
İyi de sırtımızı dönersek nasıl göreceğiz gerçek yüzünü?  Ayrıca böyle sinsi, pragmatist birine sırtını dönmek, erkek egemen cinsel argo bilimine göre hiç de hayra alamet neticeler vermez, berbat bir akıbet garantidir yani. Bukowski bilmiyor bu işleri!

O değil de…”Biz ne zaman içsek köfte geç gelir.” Diye başlayan pek güzel bir şiir vardır. Olumlama denen zıkkımın tepe aşağı gömülmesinin tezahürü bir şiir. Ama yani o köfte de hakikaten geç gelmiştir de yazılmıştır o şiir! Ve oturmuştur muhakkak “muhabbetin terkisine çıplak bir efkar sözcüğü.”
Yani demem o ki; o tepe aşağı gömülmüş Murphy şeysine göre sırtını dönerek ya esaslı bir öpüşmeyi kaçırmışsındır ya da tacize uğramışsındır. Yüzünü döndüklerinse “zaten yoktular”

Hakikat tabi ki bu kadar da arabesk değildir. Doğru yüz-sırt kombinasyonunun tutturulmuşluğu da illa ki vakidir yani, böyledir bu. Ama soruyu tersine de işletmek lazım, acaba sen kaç durumun “binilmiş yanlış treni”sin? Ey okurcu, okuyarak buraya kadar geldinse sor bu sorunun her iki türlüsünü de kendine.

“Sualler tanzim edilir yaşamaya dair, sorulmaz!”

Al işte bu da başka fıstık gibi bir şiirden ki hayatı anlamak noktasında şiirler hiç de uygun referanslar değildir. “Aldanma ki şair sözü elbet yalandır.” Dizesini boşa yazmamış yani koskoca Fuzuli. Nefesini ağzından alıp burnundan vermek gibidir şiir üzerinden anlamak, “ikmal-i ömr içün” işe yarar ama asıl yapılması gereken tam tersidir.
Uzmanlar öyle diyor!

Bir romanın ilk sayfasında “Anlam ve mutluluk bir arada bulunabilen şeyler değildir. Bu satırların yazarı da tercihini her zaman anlamdan yana kullanmış bir bedbahttır.” Mealinde küçük bir paragraf vardı. İşler karıştığında yahut kaybolduğumda kendimi bu paragrafın bir köşesinde bulmuşluğum çoktur. Burada mühim nokta bulunduğun köşenin hangisi olduğudur ki ikiden daha fazla köşe barındırır o minnacık paragraf.
Karışık işler…ki konumuz bile değiller.

Bir şeylere “konumuz değil” dediğime göre bir konumuz var galiba. Bir konumuz olacağına konuğumuz olaydı daha iyiydi aslında ama şöyle iyisinden…iyice müşkülpesent oldum ben bu konuda, iyisi tadından yenmez, kötüsü tahammülfersa, arası da yok incesi.
Hala ofisteyim, kapatıp eve gideyim en iyisi, Suzi özlemiştir beni.
Ki…bir konumuz bile yok.

Not: Yazının başlığı adı “bir Çarşamba günü” olan bir şiirden alıntı.
Bu gün de Çarşamba ya, o bakımdan çağrışım şeyetti yani.
Tut elde 11’i. At o aradaaki sıfırları, ekle şimdi ötekine. Ne etti? Gırh!
Bkz. Lüzumsuzluk
Ayrıca Bkz. Sıkıldıysam demek.

3 yorum:

  1. "Bir konumuz olacağına konuğumuz olaydı daha iyiydi aslında ama şöyle iyisinden…"
    Takildim kaldim bu cumleye.
    Surekli kendimi disari atasim varken ama hasta halimle iki adim atmaya da mecalim yok iken... ne iyi olurdu.
    Konuya bile gerek yok. Sadece yanimda olsun. Su gecici bosluk hissi icimde dolanip durmasin. Kendine yeten Nil moduna gecisi hizlandirsin. Bencilce mi bu istegim bilemem ama... Niye kivirayim ki!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. iyi de konuk her türlü iyidir ki :) ama iyisinden tabi :)
      geçmiş olsun çok, çabuk geçer umarım.
      "ne kadar kendini sakınırsa sakınsın içinde dostluk arzulayan nurlu bir vardır insanın" demiş latife tekin. çok doğru demiş. konuk iyidir :)

      Sil
  2. Cok tesekkur ederim.
    Sonucta olmuyorum ya deyip kendimi disari attim ve de sevdiklerimle karsilastim. Daha ne isterim ki!
    Demiyorum cunku... konuk iyidir. :-)

    YanıtlaSil

Öne Çıkan Yayın

ÇOK GÜZELSİN GİTME DUR NOKTASI

Şahsi tarihimizin tekerrür ede ede gözümüze sokmaya çalıştığı toplamda sadece tek bir şey vardır belki de: O aslında öyle değil. Taz...