Neden bulaşıyorsun bana, ben sana bulaşıyor muyum? Ulan sen
şurda yaşa ben burda, bela tarlasından başka yaşayacak yer bulamadın da mı şu koca
dünyada bana musallat oldun? Oynadığın oyunun ucunda ölüm var farkındasın di
mi, neyine güveniyorsun lan küstah müptezel!
Karasineğe aynı böyle dedim, tınlamadı… ama nasıl da güzel haklıydım:(
Not: Öldürmedim pezevengi, canını bağışladım, canlı ele geçirip sokağa attım.
Az yüce insan değilim ha! Maşallah sanırım.
Kendime not: lütfen çorbaya daha az karabiber at!
Görünen o ki Güllü’yü kızı öldürmüş.
Bunun ortaya çıkmasıyla birlikte…insanlar güven içinde kınayabilecekleri birini
bulmuş olmaktan nasıl da mutlu olduklarını görebilirlerdi…eğer bir aynaları
olsaydı. Her tarafımız çok düzgün insan dolu sanki! Senden daha kötüsünü bulmak
seni iyi yapmaz.
Aynasızlık mutluluğudur bu, ayna mutsuz eder.
Empati yakar, empatisizlik ferahlatır, tarafını seç, sktir git.
Hava sıcak mı soğuk mu bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum, bu
yaştan sonra bilmez olduk!
Yük diye sırtlandım nasibimi, nasipsizliği nasip bildim.
Gurbet belledim dünyayı, şuralardan kovalandım, burada oyalandım. Ne evden
başka yerde huzurum oldu, ne de huzursuzluğa tahammülüm... Konuşurken geçti
zaman, susarken geçti.
şarabın var mı suna su
Sabahı bulmayacağız.
Bunları karasineğe söylemedim, içimden geçti öylece…
Delikanlı adam makarna mı pilav mı diye ikileme düşmez.
Tabii ki pilav.
Allah bir tanrı olaydı inanması zor olurdu.
Şahsi yurt tarifim: masaüstü bilgisayarım neredeyse yurdum
orasıdır. Laptop, tablet, telefon… hepsi hikaye, benim yurdum masaüstüdür.
Sevdiğini uzak tut kendinden… kirpiysen.
Birine vuracaksanız gardı düşükken vurmayın. Kavgada
söylenmişleri hazmetmek zor olmuyor da neşeniz yerindeyken yenen yumruğun acısı
geçmiyor.
ChatGPT insana aptallık hakkı veriyor.
Sorumu ancak bir aptalın soracağı şekilde soruyorum, hakir görmüyor,
cevaplıyor. Anlamadığım yer varsa daha da aptal gibi orayı açıklamasını
istiyorum, açıklıyor.
Ezikleme yok, kötü söz yok… mis gibisin ChatGPT.
Bu arada yapay zekanın insanları aptallaştıracağı şeklinde bir görüş var ki
doğrudur ancak bu aptallaştırma yeri doldurulamaz bir ihtiyaca dönüştüğünde çalışır,
bu girdaba düşmezseniz zekanıza halel gelmez.
Ayrıca… ben aptallığa çok inanırım. Bir şey nasıl anlatılmadır? Aptala anlatır
gibi. Nasıl dinlenmelidir? Aptal gibi. Yanlış anlamaları sıfırlamanın formülüdür
aptallık. Tamam ben biliyorum yaa… bok biliyorsun, bi düzgün dinle önce!
Bir film aptal gibi izlenmelidir mesela, yönetmenin bizi çekmeye çalıştığı
bütün tuzaklara düşmeliyiz ki film amacına ulaşsın. Asıl saçma olan filmi
sonunu tahmin etmeye çalışarak izlemek… ne oldu, sonunu bildin de madalya mı
kazandın a ebleh, n’apıyon sonra bu madalyaları, nerene sokuyon?
Evlilik : vuslatın lüzumsuzluğunu idrak süreci.
Boşanmak : vuslatsızlık da çözüm değilmiş.
Çözüm : değilmiş.
Helallik: vicdanların durulama suyu, muhafazakar uydurması, simsiyah, sok çıkar, rahat
et, yersen.
Kuran’da helalleşme yok, affetmeden bahsedilir sadece ki affetme belirli bir
konu üzerinden olabilen bir şey malum.
Yalnız kafamı karıştıran bir şey var: tekamülün temel sebeplerinden biri
haksızlığa uğramaktır. Öte tarafta zalimler mazlumlara “sana zulmederek
tekamülüne destek verdim, öğretmenlik hakkımı isterim” derse nasıl bir cevap
alırlar? Ya da bir katil “yaşamaya devam etseydin pek çok günaha bulanacaktın,
sayemde kurtuldun, pay isterim” derse ne olacak?
Başarı: sahip olduğu duyarlılığa halel getirmeden bütün
kalmayı başarmak.
İnsanların kötüyü el üstünde tuttuklarını bilmene rağmen el üstünde durmayı
reddetmek.
Kimsenin sallamadığı başarılar listesine gözü gibi bakmak ama bu listeye aşık
olmamak ve… asla bu listeyi gerekçe olarak sunmamak.
Sorsalar mağdurunu gaddar kendin gösterir.
Koca Ragıp Paşa
Her şeye bi şey, her şeye bi şey,
Herkese bu şey, sana başka bi şey,
Hey gidi hey,
Yamuk birey!
Bu da benim şiirim. Şaka be şaka :p
Para insanı elbette mutlu etmez ama arabada ağlamak metroda
ağlamaktan iyidir.
Bir Düşüşün Anatomisi filminden bir replik. Film de pek güzel.
Kapımı iki Yehova Şahidi çaldı, içeri buyur ettim biraz
sohbet ettik. Sonra dışarıda çay içtik iki kez, kırık dökük Türkçeleriyle
(Kanadalı bir çiftti ve Türkçe öğrenmeye çabalamış olmaları benim için
değerliydi) bana İncil’den ordan burdan bir sürü şeyler anlattılar, ben onlara daha da çok anlattım, pek kibar pek güzeldiler Allah için ama sanırım baktılar ki
benden bir bok olmayacak, bıraktılar yakamı, bir daha aramadılar. Yehova Şahitleri bile benden
umudu kesti, müzmin umutsuz vakayım.
İlginç bir deney yaptım.
Ben nasıl olmuşsa Karılar Koğuşu’nu izlememişim, hiç izlememişim hem de! Yakın
zamanda izledim, büyülendim, çook güzeldi. Sonra büyünün kaynağını merak edip
romanı okudum, sonra da filmi ikinci kez izledim bakalım büyü tekrar edecek mi
diye? Etmedi. Oyunculuklar filan güzel tamam da beni büyüleyen senaryoymuş, Kemal
Tahir’miş, romana hakim olunca filmin buğusu kaçtı.