20 Nisan 2022 Çarşamba

PEK ÇOK MACH

 

Uzun uzun anlatmaktansa videosunu ekleyeyim de yazı kısalsın.

In Treatment dizisinden görüntü, beyaz adam psikolog, zenci de danışan. Hikayeyse süper!

Herkese, her duruma uygun tek ve net bir formül yoktur, nasihatler genelde “nasıl”a dair veri içermediği için değersizdir, kişisel gelişim zırvaları zırvadır, günde 2 litre su içersen de süper insan filan olmazsın. (Ben günde ortalama 7-8 litre civarında içiyorum, bi bok olmuyor. Bi bok olsun diye içmiyorum zaten, canımın istediği günlük miktar o kadar)

 

Ve bu durumda ölen ayı olmaz.

 

 

Tüm bunlar böyle iken asıl anlatmak istediğim değildir, bende hareket etme isteği uyandıran cümle şudur:

Ne zaman ağırlığım bir tarafa çekse öteki tarafa eğildim.


 Vücudunun bir kütle değeri vardır ve bu sebepten bir ağırlığın vardır. (Çünkü yerçekimi) Ağırlığın dostundur, rüzgarlarda savrulmana engeldir… ama 10. kattan düşerken düşmana dönüşür, ölmene sebep olan şey ağırlığındır.

 

https://efervesanbalik.blogspot.com/2015/09/ya-icindesindir-cemberin-ya-da.html

Yazının sonundaki videoda adam diyor ki:

Hayatta bir şeyi doğru yaparsan bu sana bir ağırlık kazandırır. O zaman bu dünyaya kök saldığını hissedersin. Bazen durup dururken kötü bir rüzgar esmeye başlar. Bu kanser olabilir, içki olabilir, sana ait olmayan bir kadın olabilir. (Ya da sana uygun olmayan bir kadın) Ve seni yere bağlayan bu ağırlığa rağmen hafif bir yaprakmışsın gibi seni yerinden kaldırır, istediği yere götürür. Kontrol sadece o zamana kadar elimizdedir, sonra çaresiziz.

 

Hayatta bir şeyi doğru yapmak bize ağırlık kazandırarak meşum rüzgarların önünde sürüklenmemize engel olabilir ya da… hayatta bir şeyi çok yanlış yapmak ağırlığımız tarafından öldürülmemize sebep olabilir.

Ağırlığımızı dostken düşman, koruyucuyken katile dönüştüren ortak faktör yerçekimidir ki o vardır ve her yerdedir. (Uzay boşluğunda yaşayamıyor olma sorunsalı)

 

Uçuruma gerilmiş ipte yürürken insanı bir tarafa doğru çeken ağırlığa arzu denir. Gönle hoş gelen her türden şeyde insanı öldürme potansiyeli vardır. Belirleyici olan o gönle hoş gelene doğru ne kadar eğildinizdir, fazla meylederseniz ölürsünüz. Uyuşturucu, alkol, kumar, yanlış insana kapılma, intikam isteği, lükse düşkünlük, paraya düşkünlük, sekse düşkünlük vs. Bir duyguyu bir isteği içinizde çok fazla büyütürseniz ölümünüz ondan olur. Yapılması gereken basittir: ters tarafa eğilmek, yani kısmen de olsa vazgeçmek, başka şeylere yönelmek.

Bir şeyi çok istiyorsan ondan uzaklaş yoksa göreceğin uçurumun dibidir.

 

Yoğun istek, gönle hoş gelme filan dedim de… o şeyin bir adı var; bağımlılık.

Tüm söylediklerimin özeti: bağımlılık öldürür.

 

Gözler araçlarında.

Bağımlıysan algıların olabilecek en kötü kılavuzdur. Kontrolün sende olmasındansa cansız göstergelere geçmesinde hayır vardır. Aşkın gözü kör etmesi bu işte, bir kör gözlerine güvenerek hareket ederse sonu hüsran olur.

Pür hayal- ruh-i maşuka iken dide-i Kays,
Neye kim kılsa nazar, suret-i Leyli görünür.

(Leyli, hem Leyla hem de karanlık manasına geliyor, çift anlamlı beyit, tevriye var)

 

Yoksa…

“2 mach hızında burun aşağı uçuyorsundur, sen kendini yeni havalanıyor sanırsın.”

Ne muhteşem şu cümle, belagat harikası!

 

Hiçbir canlı üzerine benzin döküp kibriti çakmaz.

İnsan canlısı da yapmaz bunu, üzerine benzin dökmez, kazara dökülse bile kibritten uzak durur.

Ama bazen işte insan canlısı… çoook farklı şeyler umarak üzerine benzini boca eder, şiirsel bir gafletle de çakar kibriti.

Şiirine tükürdüğümün insan canlısı bu şekilde dil-i mecruhtan da kurtulmuş olur, o da ayrı…

Çıkarmak itseler tenden çekip peykanın ol servin,

Çıkan olsun dil-i mecruh, peykan olmasın ya Rab.

 

Ramazan eki:

Ey iman edenler! Mallarınız da çocuklarınız da sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.

Münafikun suresi, 9. ayet


7 Şubat 2022 Pazartesi

BOŞLUK

Hayır İbrahim en değerlini... dedi rüyadaki ses.
Kendisinden istenen İsmail'i kurban etmesi değil en değerlisini gözden çıkarmasıydı ama o henüz bunu bilmiyordu.
En değerlini gözden çıkarırsan ona sahip olmadığını anlarsın, çıkarmazsan sahip olduğunu zannederek yaşamaya bir müddet daha devam edersin... eğer kaybetme eğitimine maruz kalmazsan.
Sahip olduğunu zannettiğin her şey (henüz) alınmamış bir eğitimden fazlası değil, her kayıp bir eğitim.

En değerlini gözden çıkarırsan ya da kaybedersen en değerli ikinci şeyin en değerline dönüşür, aynı döngü onun için çalışmaya başlar.

Hasılı kendisine ait zannettiğinin kendisine ait olmadığını anlamalarla geçer eğitimden nasipli bir kulun ömrü.
Fikrim odur ki evrensel yanılgımızın kaynağı bir şeyleri değerli bulmaktır... ve gözden çıkarmaktaki ilim hiçbir şeyde yok.

Sana ait bir şey olmadığı gibi sen de bir yerlere ait değilsin, bu da "anlaşılacaklar listesi"nin öteki yarısı.

Sahipsizlik:
Anne, baba, kardeş, eş, çocuk, akraba, arkadaş vs. hiçbirinden değilsin, şüphesiz pürüzsüz bir yalnızlık içindesin. Kimlik diye taşıdığın da gösterişsiz bir yalan sadece. (Velev ki gösterişli)

Her anlama bir tekamül adımı ve adımların sonunda mutlak kemalat yok, ölüm var. Anlamalar ancak ölümden sonra tamamlanabilir, böyle tasarlanmış. (Hikmet)
İnce buzun üstünde yürümek gibi, herkesin suya düşmeden önce attığı adım farklı ama karşı kıyıya ulaşabilen yok.
Öğreniyor olmanın alamet-i farikası da hüzün, eğitim varsa hüzün kesin vardır.

Kainatın % 99,99 bilmem kaç 99'u boşluktan ibaret çünkü en dıştaki elektronun çekirdeğe uzaklığı çekirdeğin çapına göre aşırı çok büyük... tıpkı ruh yaşının dünyasal kimlik yaşından kat kat kat büyük olduğu gibi.

İnsanın en öz fikirsel kördüğümü sonsuzluğu anlayamaması gibi sonluluğu da anlayamaması, Einstein bile bunları anlayamadan öldü. Evren'in sonsuzluğu saçma geliyor kulağa evet ama bir sonu olması daha da saçma, sondan sonra ne var? Sorun aklın mekan algısında, mekan kavramını yeniden tarif etmemiz gerek ama nasıl? Akıldan başka şeyler gerekli bunun için, sahip olmadığımız şeyler.
O akıl üstü anlama enstrümanlarına sahip olmadığımız için... sonsuzu anlayacak donanıma sahip olmadığımız için... bizim için hakikatin en temel özelliği flu oluşudur.

Ey insanoğlu; lafa gelince beyninin entel dantel tarafıyla anlamış gibi "amenna" benzeri sesler çıkartırsın ama gerçekte anlayan tek bir tarafın bile yok çünkü sonsuzluğu anlamamış birinin hiçbir anlaması gerçek olamaz.
O yüzden bence siktir git.

8 Eylül 2021 Çarşamba

PAPATYAYLA GÜLÜN HİKAYESİ

Hikaye filan yok, papatya kırda yetişmiş, gül dükkanda satılmış. Gülün dikeni varmış öteki yumuşacıkmış. İkisi de ölmüş sonra.

2 Eylül 2021 Perşembe

TEKRARLI

Bu sahneye düştüm!

The Sopranos dizisinden, olay şu:

Videodaki Jun amca yeğeni Tony'nin (ki kendisi mafya patronudur) yeteneksiz olduğunu söyledi insanların içinde, Tony şakaya vurdu geçiştirdi. Sonra başka bir ortamda yine söyledi, yeteneksiz olduğu için üniversite takımına bile alınmamışmış. Tony bu sefer sinirlendi, bir daha insanların içinde kendisi için böyle kötü sözler söylememesini söyledi, açıkça ültimatom verdi. Ama 3 dakika bile geçmeden Jun Amca tekrar yeteneksiz dedi yeğenine, Tony vurdu kapıyı çıktı, amcası için "benim için öldü o" dedi.

Sonradan anlaşıldı ki Amca'da Alzheimer başlangıcı varmış, tekrara düştüğünün farkında bile değilmiş.

Bu yeni bilgi üzerine Tony amcasını ziyaret ediyor, gerisi videoda.

 

O soruyu sorduğu anda kurşun yemiş gibi düştüm işte ben... anladık unuttuğun için tekrarlıyorsun da... neden hep kötüleri? Neden bir tane bile güzel tekrarın yok?

 

Alatlı'nın bir sorusu vardı; dost acı söyler, düşman da acı söyler. Aradaki farkı nasıl anlayacağız?

Bu sürekli kötü kötü konuşup duran, bizim iyiliğimiz için kötü kötü konuşup duran, değerli hissedebilmek için bizi değersizleştirme ihtiyacında olan, bu kan içen insan eti yiyen bu en yakınımızdaki en yakınlarımız Allah için bir kere de iyi bir şeyi tekrarlasa olmaz mı? Olmuyor.

Güzel şeyler takrarlanmıyor.  O kirli bir sakızı çiğner gibi ikide bir söylenen "seni seviyorum"lar var ya... onlar bile güzel değil, çünkü kirli sakız.

 

İnsana yapılan en büyük kötülükler "senin iyiliğin için" kisvesinde gelir. Kötü şeyler duymasak ölecekmişiz gibi hayatta kalalım diye tekrar tekrar gelirler.

Yaşıyoruz işte, çok şükür.

11 Şubat 2021 Perşembe

MNFST

 MUTSUZLUK MANİFESTOSU

Ben falanca feşmekan.

Dünyaya öğrenmeye geldim, talibim.

Kör inançtan, hurafeden, fanatizmden kaçar, gerçeğe sığınırım.

Gerçeğe biat etmişim, hürmetim yalnız onadır.

Anlamam eksik, anlatmam küstah, gerçeklik algım yanlış, yanlış anlamam gerçek. Bu yüzden şüphe en öz kardeşimdir... abartı, yalan, riya, demagoji, şov, slogan, tezahüratsa düşmanım.

Geldim şu dünyaya birgün giderim, benim olan hiçbir şey benim değil, mutsuzum.

 

 

MUTLULUK MANİFESTOSU

Ben feşmekan falanca, bu dünyaya mutlu olmaya geldim.

İyi hissediyor olmak benim için çok önemli. İnanırsam başaramayacağım şey olmadığına inanıyorum.

Her şeyin en iyisine layık olduğumu düşünüyorum ve hepsine sahip olmak istiyorum.

Yaldızlı şeylere bayılırım.

Mutluluk budalasıyım, mutluyum.

 

 

OROSPULUK  MANİFESTOSU

Bana her türlü uyar.

18 Ağustos 2020 Salı

BÜYÜK BOŞLUKTA BOZULDU

 

"yüksekkaldırım'da bir akşam

maria missakian'ı düşündüm"

 

Düşündüm evet.

 

"eğer kendimi bıraksam

yağmur olabilirdim yağardım"

 

Yağardım.

 

"kasım'da bir çınar olurdum

yaprak yaprak dökülürdüm

kalbimi sıkı tutmasam"

 

O kadar da sıkı değildi aslında.

 

.........................................

 

Nehrin ortasında kuru kalmak, içinden geçerek ıskalamak, ıskalamayı ortalamak, mükemmel bir olmamışlık... gibi şeyler işte.

"Sınav iptal edilecekmiş çünkü bütün sorular yanlışmış" ümidini ısrarla besleyen salak öğrenciye verecek nasihat bulamayan emekli albay kadar çaresizdir zihin eğer zehirlenmişse (gerçeklerle zehirlenmiş) ve gün battıktan sonra sokaklarında sadece köpekler olan köyde dolanan evini kaybetmiş köylü kadar da sakildir. (Hangi eve baksa onunki değil)

 

...........................

 

Bulmak hiçbir şeydir, kaybolma isteği ise bulunma isteğinden sonra gelir ve tastamam bir yaşama hali ihtimali hepsinin üzerindedir. İnsanın tekrarları da bu daire içindedir. Her şey kısa süreli bir çarpıntı, minik bir zarif hissediş içindir.

 

Doğrudur, "değmez uyanmaya ikmal-i ömr için" ama bu kural sadece uyuyabilenler içindir. Ki uyumak iyidir.

 

"Öldük, ölümden bir şeyler umarak,

Bir büyük boşlukta bozuldu büyü"

2 Ağustos 2020 Pazar

MELALİ ANLAMAYAN NESLE AŞİNA DEĞİLİZ


Aşk imiş her ne var alemde,
İlm bir kıyl ü kaal imiş ancak.

Bu muhteşem şey bir fotoğraf değil aslında, Skins dizisinin 5. sezon ilk bölümünden aldığım screenshot, 09:33 - 09:50 arasında böyle bakıyor bu kız. Ben de fotoğrafa dönüştürüp uzun uzun izledim bu sanat eserini.  
Bakışlar çok yıllar öncesinden birinin bakışlarına (fena halde) tekinsiz benzerlikler arz ettiği için birazcık buruk izledim ama olsun, şu sanat denen şey iyi ki de var.


Bu muhteşem şey de bir Sokratis Malamas şarkısı, adı prigripessa. Türkçesi: prenses.
Kız arkadaşına (sonradan karısı olmuş) doğum gününde hediye alacak parası yokmuş, oturmuş bu şarkıyı bestelemiş prensesine.

İncelikmiş her ne var alemde,
Gerisi bok püsürmüş ancak.

Güzel şeyler mümkün ve inceliklerin yüzü suyu hürmetine dönüyor şu dünya, gerisinden de bana ne.

Öne Çıkan Yayın

ÇOK GÜZELSİN GİTME DUR NOKTASI

Şahsi tarihimizin tekerrür ede ede gözümüze sokmaya çalıştığı toplamda sadece tek bir şey vardır belki de: O aslında öyle değil. Taz...