14 Temmuz 2026 Salı

GAFİL GEZME ŞAŞKIN

https://vesaire.press/dokunakli-hatta-trajik-bir-varlik-turist/

 

Şöyle bir yazı. Kötü bir çeviri ama özü güzel.

 

Felsefe ölüme hazırlanmakmış (Sokrates), turizm ise ilgi çekici olana yönelen ama onu ıskalayan seyahat türüymüş. Amenna.

 

8 saat üzerinde uyuduğun yatağı terk eder tuvalete seyahat edersin çünkü uykunu “artık” almışsındır, çişin vardır. El-yüz yıkandıktan sonra mutfağa seyahat… sonrasında da neye ihtiyacın varsa onu ilgilendiren yere seyahat, işe gidersin mesela.


Canlılar şartlar tarafından zorlanmadan hareket etmez, her ihtiyaç da bir zorlanmanın doğurduğudur.

 

Dönüşmek de ihtiyaçtır, adamın “ölüme hazırlanmak” dediği de o zaten.
Dönüşmek: dünyada bulunma sebebimiz.
Hatta diğer ihtiyaçlar dönüşme ihtiyacının karşılanmasına hizmet eden tali ihtiyaçlardır.

 

Truman Show’daki Truman gibi hissederim çok zaman, dünyadaki her şey benim için var. Benden başka 8 milyar Truman olduğu bilgisini de eklediğimde bu his gayet mantıklı oluyor.
Birbirimizi dönüştürmek için çarpıp duruyoruz birbirimize.

 

Dönüşmek güçlü vesileler ister, yıpratıcı olmayan (pantolonun üstünden) çarpışmalar ruha sirayet eden ihtilaller üretemez.

 

İnsan denen rasyonel varlık (öyle mi acaba) kendisi için “tesiri yüksek ama güvenli” vesileler arar.

 

Turistlik etmenin altındaki temel motivasyon budur; tesirli ve güvenli.
4500 yıllık Mısır Piramitleri’nin ruhunu emebilmenin önündeki tek engelin 3 kuruşluk uçak bileti olduğunu zannedersin. Bu ruh emme işini gerçekten yaptığına inanabilmek için de ispatlar üretirsin; bol bol fotoğraf çekersin. Kadrajına giren Mısırlılar senden para ister filan, öyle bakar bakar geri gelirsin… rezillik aslında.

 

Artık “piramitleri görmüş insan” statüsüne terfi etmek yetmez, yeni statünü ilan edersin, sosyal medya ne içindir ki zaten? Ne kadar çok kişi senin yeni statünü onaylarsa o kadar inanırsın statü atladığına.

 

Dönüşme ihtiyacının karşılanmasına yönelik hareket etmeler gibi gösterilmeye çalışılsa da statüye cila nevinden çaresiz devinimlerdir bu seyahatler.

 

Yazıda adı belli amaçlarla yapılan seyahatlere saygı gösteriliyor ki çok hemfikirim. Goethe’nin Goethe olmasında İtalya seyahatlerinin büyük etkisi olduğu söylenir hep, bu tarz amaçlı istisnalara turistlik etmek diyemeyiz. Bununla birlikte oryantalist bakışın dışına çıkmayı başarmış bir turiste rastlama ihtimalimiz hiçe yakındır.

 

“Nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi gelir”
Depresyonun tanımı gibi bir cümledir bu. Memnuniyetsizliğin hareket ettirici gücüne hürmetim tabii ki çoktur ama gidilen yerde de iyi olunamıyor ki… yukarıda geçen “ıskalama” ifadesinin asıl hazin tezahürü de budur.
Dönüşmeye gidiyorsun, dönüşmüyorsun, depresyonun azalsın istiyorsun, azalmıyor… geçici süreli onaylar dışında bir tahsilatın olamıyor. (Heyhat)

 

Bir kitabı yanlış okumak, bir filmi yanlış izlemek, bir fikri heba etmek… bunlarda da aynı ıskalanmışlık var.
Film çok güzel ama sen o filme hazır değilsin, iyi-kötü ne anlattığını, finalini bilmeyi filmi izlemek sanıyorsun, değildir!
Bu hesapla filmin dönüşmen için sana sunduğu güçlü vesileler ziyan olur çünkü sen o filme hazır değilsin. Vakit geçer en fazla ama dönüşüm hak getire.
Kapının açılması bir şey ifade etmez, kapının önünde değilsen!

 

Pek tabii asıl ıskalanmaması gereken vesileler bizzat başa gelenlerdir. “beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm” Nasıl dövmüşlerse gözlükleri çok fazla gelmiş adama, asıl problemse aşık olması ki o yüzden dövmüşler zaten.
“boşyerlerime vurdular yumrukları duruyor
gecenin bir saatinde gizlice kustum
bir böcek yürüyordu boynumdan içeri
burnum mu kanıyordu ağlıyor muydum
büyükdere’de dövdüler emirgan ve birileri
ayıran eden çıkmadı susadım su veren yok
kavgalı olmasaydık belki seni düşünürdüm”
En kötüsü de bu işte… kızı düşünememiş çünkü kavgalıymışlar!
Bu şiiri yazan adam kesinlikle bu şiiri yazmadan önceki adamla aynı kişi değildir, dayağı boşuna yememiştir... “çok gözlüklüydüm” diye başlar anlatır, her kapı açıldığında orada hazır bulunan adamdır Attila İlhan.

 

İlham veren dönüşüm vesileleri, ilham veren sohbetler, insanlar, şeyler, başka bir şeyler…ne kadar da perakendedir artık öyle değil mi, sonbaharın sonu gibi bir dünya? Öyledir.
Gafil gafil gezme lan şaşkın!


Öne Çıkan Yayın

ÇOK GÜZELSİN GİTME DUR NOKTASI

Şahsi tarihimizin tekerrür ede ede gözümüze sokmaya çalıştığı toplamda sadece tek bir şey vardır belki de: O aslında öyle değil. Taz...