24 Ağustos 2026 Pazartesi

TENEZZÜLSÜZLEŞTİREMEDİKLERİMİZDENOĞULLARI

Her samimi eylem, kendinden uzak düşmemek için “başkası”na yakın düşmeyi göze almaktır. Onay makinesinin pili yok ki çıkarasın da dursun.

 

İnsan, hayatta kalabilmek için kendinden uzak düşmeyi seçebilir ancak kendine mesafesi arttıkça hayatta kalması anlamını yitirir… eğer yeterli inkar kabiliyeti yoksa!
İnkar, anlamsızlıkla baş edebilmeyi mümkün kılan harika bir fonksiyondur, eğer bu inkar işinde yeterince iyiyseniz 2 kere 3’ün 8 ettiğine yemin edersiniz de ağrımaz o kopasıca başınız, kalbiniz de kesin çok temizdir.

 

İnkara uzak, kendine yakın bir yaşama hayali kuran samimiyet kuşları da aslında kuş değildir, keçidir, dünyanın kadrolu günah keçileri... Çünkü her zaman utanmaya hazırdırlar.

 

Ben aslında şu “başkası”ndan bahsedecektim de her nasılsa konu ona gelemedi.
O başkasının kim olduğu mühimdir.
“Mütekebbire kibir sadakadandır” mesela, mütevazı tabiatlı biriysen bile kibirli birine karşı kendin gibi değil de kibirle davranman gerekir. Kibirliyle kibirli, samimiyle samimi olacaksın… yavşakla da yavşak?
Bu işin sonu yok!
Çözüm: olmayacaksın.
Herkesle uyuşamazsın, uyuşmayacaksın. İyi niyetli samimiyetlerini kendine saklayacaksın, bohçanı bohçacı kadın gibi kolayca döküvermeyeceksin öyle olur olmaz her yere!

 

“Olmayacaksın” tavsiyesine uyan her şahıs “bir dost bulamadım, gün akşam oldu” türküsü söyleyerek gezinir tamam ama… gün zaten akşam olacak ki.
Akşam, bir dost bulana da var bulamayana da! (İçinde akşam var. Neyin? O şeyin)
Değmez efendim değmez kısa süreli birkaç duygudaşlık orgazmı için itin köpeğin onayına talip olmaya.
Bu da münkirlere: değmez üç beş netameli zafer için kendini bunca ucuza bozdurmaya, o inkar eden yerlerin birgün düşman olur sana a ebleh!

 

Senaryo nasıl olursa olsun finalde insan en çok kendine küsüyor.

 

Mağlubiyetin en zor tarafı da sonunda eve dönmektir… ki ev, her hal ve karda kabul edendir.


ZİLLETE TAHAMMÜL VAR, CİNNETE TAKAT YOK

 Kesiyorsun karpuzu, gayet kırmızı, doğra, tabak kirlet, ağzına at…tadı yok değil ama var da sayılmaz.

 

Hayat, bazı üstün yeteneklileri seçip olmaz çilelere gark ederek filozof yapıyor, bazılarını da felsefe profesörü. Birinin sürünerek ulaştığı yere diğeri otobüsle gidiyor, oraya çıkmanın verdiği acı ile orada bulunmanın hazzı da aynı şeylermiş gibi işlem görüyor piyasada.

 

Şu vasat karpuz keşke kelek çıksaydı da gevelemek zorunda kalmasaydık tadı var mı yok mu belli değil o şeyi. Vasatlık rezillikten daha kötü çünkü rezilin samimi bir özgünlüğü var.

 

Birbirine benzeyen kısmen doğru şeylerin özgün-şahsi fikirmiş gibi vazedilmesinden bıktım.

 

Eskiden arabaların renkleri vardı, hatları özgündü. Kullanıcılar arabayla duygusal bağ kurmasın da biraz eskiyince değiştirsin diye birkaç karaktersiz renkten birine boyayıp salıyorlar şimdi arabaları piyasaya, şekilleri de aynıya yakın. Karaktersizlik karakter oldu.

 

“Çok alametler belirdi vakit tamamdır,
Haram sevaboldu, sevap haramdır”

 
Tamam lan işte vakit, alametler malametler hepsi de belirdi, ikinci bir emre kadar herkes kusmuğunda boğulsun lütfen!

Öne Çıkan Yayın

ÇOK GÜZELSİN GİTME DUR NOKTASI

Şahsi tarihimizin tekerrür ede ede gözümüze sokmaya çalıştığı toplamda sadece tek bir şey vardır belki de: O aslında öyle değil. Taz...