“Ey insan;
Tıka basa tok gözüküp de aç ölen tek canlı sensin”
Hiçbir şey olamıyorsan iyi insan ol… ya da… bari… hiçbir
şey olamıyorsan kötü insan olma.
Bir yaşa kadar ilkeli, namuslu, üslup gözeten bir insan
olarak yaşadıktan sonra “bi kulağımın arkası kaldı” bahanesiyle ilkelerini terk
edenler bu dünyanın gerçek müflisleridir, temiz geçmişlerini çöpe atmışlardır,
üç-beş öteberi karşılığında kendilerine ihanet etmişlerdir Nietzsche’nin
uçuruma çok baktıkları için uçurumun da kendilerine baktığı… diye tarif ettiği
arkadaşlar bunlar.
En iğrenci de tartışmayı kazandıklarında kendilerini haklı
saymalarıdır. Haklılık hastalık gibi ve bu koleradan azade insan bulmak zor. Bu
pisliğe “hakkını savunmak” deniyor.
Kurallar basit: karşılığında fazlasını kazanmayacaksan kendin hakkında olumsuz
bir şeyi asla söyleme, suçun varsa sakla, empatiden ve içgörüden uzak dur, demagoji
yap, yalan söyle, kazan kazan kazan, kazandıklarını da g.tüne sok ki öteki
tarafa götürebilesin.
Gerçek bir yaşamak bu kadar kolay olmamalı, olamaz.
Kendini başkalarından korumak istiyorsan iyiliği ya yapma
ya da gizli yap çünkü senden iyilik gören seni borçlu sanır.
Kendini kendinden korumak istiyorsan da kimseye kötülük yapma, ne aleni, ne
gizli.
Bırak tıksırana kadar haklı ve kazançlı olmak isteyen bu güruh senden uzakta
bir yerde birbirini düdükleyerek soyunu devam ettirsin… ki soy konumuz bile
değil.
Kazanmak için savaş vermeye değecek çok az insan var
dünyada, denk gelmen zor bir tanesine, uğraşma.
Herhangi bir şeye düşkünlük geliştirme, geliştirirsen de
belli etme. Testinin kulpu gibidir her bir düşkünlük, oradan tutup yere
çalarlar seni.
Merhamet doğru adresi bulunca güzel ve sadece Allah’ın
merhameti sonsuzdur, merhametini israf etme.
Kendi kul hakkına girme.
Ucuz dopaminden uzak dur.
Bedbaht ana derler ki elinde cühelanın,
Kahrolmak için kesb-i kemal-i hüner eyler.
Hünerini puanlayan andavallardan da uzak dur.
Nezaket güzel bir uzak tutucudur.
Unutma, öleceksin.
Ey Fuzuli şam-ı gam encamına yoktur ümid,
Bir tesellidir sana ol söz ki derler var subh.
Ve;
keyif senin
istersen talihini billur akıntılarla bir tut
ellerini göğsüne kavuştur
doğu batı kuzey güney diyerek
koştur
bir üç ve beş istersen rom kadehleri gibi
nasıl ki unutulmuşsun
devril
ve bitir maceranı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder